"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

Son çeyrekte pozitif büyüme

İstanbul Medipol Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölüm Başkanı Prof. Kerem Alkin, 15 Temmuz hain darbe girişiminin olumsuz etkilerine rağmen 2016'nın son çeyreğinde pozitif büyüme beklediğini söyledi.

   Çukurova Genç İşadamları Derneği'nin hazırlattığı "İmalat Sanayinde Küresel Eğilimler ve Adana" konulu araştırma raporunun açıklandığı toplantı için Adana'ya gelen Prof.Dr. Kerem Alkin, 2016 yılını değerlendirdi, 2017 yılı beklentilerini de dile getirdi. Daha önce üçüncü çeyrekte büyümede rekor kıran Türkiye'nin 2016'nın üçüncü çeyreğindeki büyümesinin,15 Temmuz'da yaşanan hain darbe girişiminin de olumsuz etkileri nedeniyle eksi 1,85 çıktığını bildiren Alkin, "2016'ın dördüncü çeyreğinde büyüme pozitif olacak. Ekim ve  açıklanan kasım ayı sanayi üretim verileri ve aralık ayı üretim verisinin imalat sanayinde ne çıkabileceğine dair fikrimizden hareketle, en kötü ihtimalle son çeyrekte artı 1,5 büyüme yakalayabileceğimiz görülüyor. Benim şahsi tahminim  2,4 ile 2,7 arasında bir büyüme tahmini olarak şekillenmekte. Böyle bir büyümenin gerçekleşmesi halinde yeni seri birinci, ikinci, üçüncü çeyrek büyüme verileri ile birlikte Türkiye ekonomisinin 2016 bitiminde 2,8 ile 3,2 arasında büyümüş olabileceğini düşünüyoruz" dedi.

MALİ DİSİPLİN BAŞARISI

   Para ve maliye politikaları arasında daha fazla koordinasyon ve eşgüdümü ihtiyacı olan dönemden geçildiğini vurgulayan Alkin, Maliye Bakanı Naci Ağbal'ınTürkiye'nin 2016'yı yüzde eksi 1 bütçe açığı ile kapattığını açıkladığını hatırlatarak, "Türkiye'nin  mali disiplin başarısı var. Yüzde eksi 1 neredeyse rekor sayılabilecek bir bütçe açığı. Dünyadaki birçok ülke bu rakamın olağanüstü üzerinde. AB'deki pekçok ülke bunun çok üzerinde bir bütçe açığı rakamıyla yılı kapatıyor. Bu mali  disiplindeki başarımızı 2017 gibi zorlu bir yılda büyümeye daha fazla katkı sağlamak adına devreye almalıyız" diye konuştu.

   FITCH TÜRKİYE NOTU

   Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele ederken döviz kurlarını istikrara kavuşturacak proaktif adımlar da attığını ifade eden Alkin, "Türkiye mali disiplinde önemli bir alan kazanmış gibi gözüküyor. Bunu değerlendirmeli. TCMB ilk para kurulu toplantısının ardından 27 Ocak'ta uluslararası değerlendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye'yi değerlendirmesini gözlemleyeceğiz. Yüzde 70 oranında Fitch'in not indireceğine dair fikir ekonomi çevrelerinde oturmuş durumda. Türkiye açısından çok kabul edilebilir bir tarafı yok bu not indiriminin. Çünkü bankacılık sektörünün genel bilanço performansına baktığınızda, sermaye yeterliliğiyle ilgili genel tabloya baktığınızda birçok Avrupa bankacılık sisteminden çok daha iyi bir durumdayız. Mali disiplinde anormal iyi bir durumdayız. Türkiye hangi gerekçeyle not indirimini hak ediyor, doğrusunu söylemek gerekirse soru işareti" dedi.

   ABD'DE TRUMP, İNGİLTERE'DE BREXIT

ABD'nin 45'inci Başkanı Donald Trump'ınsöylemlerinin Türkiye için de umut olduğuna dikkat çeken Alkin, şu yorumu yaptı:

   "Trump'ın seçim döneminde ve seçimden sonra yaptığı basın toplantılarında ve sosyal medya hesaplarından verdiği mesajlarla dünya ekonomisinde, özellikle Ortadoğu'da tansiyonu indirmeye yönelik verdiği mesajların arkasında durabilmesi önemli. Ticaretle ilgili verdiği mesajlar var. Gerçekten Asya Pasifik'te,Atlantik'te,Kuzey Amerika'da daha  önce yürürlüğe girmiş olan ticari anlaşmaları iptal edecek mi? Çin mallarına, Meksika mallarına ek vergi yükü getirebilecek mi? Avrupa cephesinde İngiltere bir Brexit olayı yaşıyor. AB projesinden resmen ayrılma kararı almış. Britanya da bundan 10 yıl sonrası için dünya siyasetinde değişebilecek dengelere bağlı olarak AB projesi dışında kalması gereken yeni bir strateji içine girmiş gözüküyor. Türkiye açısından küresel alandaki bütün bu belirsizliklerden ve Atlantik ile Pasifik arasındaki bu ekonomik siyasi kapışmadan fena halde etkilenmekteyiz."

   DÖVİZ KURLARI

Döviz kurlarındaki hareketliliğe de değinen Alkin, kurlardaki artışın kafa karıştırıcı olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

   "Geçmişte böyle bir kur hareketi ekonomideki diğer göstergelerden farklı hareket etmezdi. Yani, Türk tahvillerinin geri ödeme riski artardı, Türk tahvillerinin geri ödeme riski arttığından dolayı bu riskin göstergesi olan CDS'ler tavan yapardı, borsa endeksi çökerdi, Türk tahvillerinin ikinci el faiz oranlarında da rekor sıçramalar olurdu. Şimdi ise döviz kurlarındaki anormal sıçramaya göre Türk tahvillerinin geri ödeme riski birkaç yıl önceki risklerin altında. Yani Türk tahvillerinin geri ödemesi ile ilgili risk artması yok. Tahvil faiz oranlarına bakıyorsun, bu kur hareketini teyit edecek rakam yok. Borsa İstanbul 100 endeksi yeri geliyor 82 bin puana kadar yükseliyor. Orada da bir durum yok. O zaman bir noktadan sonra şunu diyorsunuz. Döviz kurları üzerinden Türkiye ekonomisinde ağır kriz yaşandığına dair birileri iddia ediyorsa bu iddianın piyasadaki diğer göstergeler tarafından da teyit ortaya koyması gerekir. Piyasalardaki 3 gösterge böyle bir kriz dalgasına işaret etmezken sadece döviz kurlarında anormallik söz konusu ise bu anormalliği sadece piyasa verilerine, sadece piyasadaki algıya bağlamak çok doğru olmasa gerek. 2017'yi de şöyle özetleyelim. 2017, bakanlarımızdan bürokratlarımıza, iş dünyasından tarım sektörüne, ekonomi köşe yazarlarından bankacılara, hepimizin bir kat daha fazla birlikte hareket etmemiz gereken, birbirimizi kollamamız gereken bir dönem. Kamu bankalarına da her zamankinden daha fazla görev düşen bir dönem. Bu yılı çok daha fazla kenetlenerek, dışarıdaki gelişmelere bağlı olarak, bilhassa bulunduğumuz Ortadoğu coğrafyasındaki tansiyonun bir miktar azalacağını umut ederek, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir rota oluşması yönünde çalışmalara belki devam ederek sürdürmek zorundayız. Türkiye ekonomik ve siyasi açıdan ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalırsa bu dünyanın ekonomik ve politik dengeleri açısından da  çok büyük riskleri ve tehlikeleri de beraberinde getirir. Bu yüzden bence 50-60 yıldan beri çok ciddi müttefikimiz olan batılı ülkelerin bu noktayı dikkate alarak Türkiye konusunda belki her zamankinden çok daha fazla çaba içinde olmaları gerekir diye düşünüyorum. Zor ve iyi yönetilmesi gereken bir yıl. Uluslararası raporlara bakarsak 2017'nin özellikle ikinci yarısında ekonomik tablonun daha iyi olacağı görülüyor."(Bülten)

 


Haber Tarihi : 26.01.2017         Bu Haber 0 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter