"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

Bırakın Anayasayı manayasayı

Ünsal Özdiker

 

İNEK AYAĞA KALK!

 

Yıllardır tartışılan "Küresel Isınma"nın baş suçlusu bulundu.

İnekler!

Küresel ısınma, başlıca atmosfere salınan gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isim.

Sera Etkisi doğal bir tabiat olayı.

Ama çeşitli gazların atmosfere salınması sonucu, denge bozulur.

Bu denge bozukluğu da, küresel ısınmada artışa neden olur.

Bilim adamları, bu ısınmanın nedenlerini "Güneşin Etkisi", "Dünya'nın Güneş çevresindeki yörüngesinin her 95 bin yılda biraz daha basıklaşması", "Güney Salınımı Sıcak Olayı" olarak tanımlanan "El Nibo"nun etkisi ve fosil yakıtlar ile Güneş'ten gelen ışınların bir bölümünün, ozon tabakası ve atmosferdeki gazlar tarafından soğurulması gibi gerekçelere dayandırıyorlar.

Şubat 2007'de Fransa'nın baş kenti Paris'te açıklanan "Küresel Sıcaklık Artışının Olası Etkileri" başlıklı, Birleşmiş Milletler Raporu'nda kötü haberler verilmiş.

Türkiye de bu kötü haberlerin merkezlerinden biri olarak gösterilmiş.

Deniliyor ki;

"Türkiye'ye Etkileri..

Türkiye karmaşık iklim yapısı içinde, özellikle küresel ısınmaya bağlı olarak, görülebilecek bir iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkelerden birisidir. Doğal olarak üç tarafından denizlerle çevrili olması, arızalı bir topografyaya sahip bulunması ve orografik özellikleri nedeniyle, Türkiye'nin farklı bölgeleri iklim değişikliğinden farklı biçimde ve değişik boyutlarda etkilenecektir. Örneğin, sıcaklık artışından daha çok çölleşme tehdidi altında bulunan Güney Doğu ve İç Anadolu gibi, kurak ve yarı kurak bölgelerle, yeterli suya sahip olmayan yarı nemli Ege ve Akdeniz bölgeleri daha fazla etkilenmiş olacaktır.
Kurak ve yarı kurak alanlarındaki su kaynakları özellikle kentlerdeki su kaynaklarının durumu, sorunlara yenilerini ekleyecek ve içme amaçlı su ihtiyacı daha da artacaktır. Türkiye'de, uzun yıllar yağış ortalaması 631 mm iken, yağış miktarı, 1999 yılında %15 oranında, 2000 yılında ise %7 oranında azalmıştır. Ortalama yağışın azalması yanında, yağış rejimindeki sapma da dikkat edilmesi gereken bir olaydır. Yağış miktarında meydana gelen bu azalışlar ve yağış rejimindeki sapmalar, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, kuraklığa neden olan şartların devam etmesi hâlinde, gelecek yıllarda suyla ilgili daha büyük sıkıntılar meydana gelebilecektir"

Ancak bizimle birlikte bütün Dünya da serinkanlı davranmaktadır.

KYOTO PROTOKOLÜ

Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçeve olan protokol; Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanmıştır.

Ana hedefi; fosil yakıtları azaltarak dünyadaki ısınmayı durdurmak olan ön antlaşmadır.

Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa karbon ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermişlerdir. Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılmaktadır.

1997'de imzalanan protokol, 2005'te yürürlüğe girebilmiştir. Çünkü protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990'daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) yeryüzündeki toplam emisyonun %55'ini bulması gerekmekteydi ve bu orana ancak 8 yılın sonunda Rusya'nın katılımıyla ulaşılabilmiştir.

Yukarıda "bizimle birlikte bütün Dünya da serinkanlı davranmaktadır" dedim.

Pardon, pardon...

Birleşmiş Milletlere bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)  bu konuda yayınladığı bir raporda; büyükbaş hayvanların, iklime, ormanlara, doğaya ve içme suyuna büyük zararlar verdiğine dair not düşmüş.

Sadece büyükbaşlar mı?

Küçükbaş hayvanlar, tavuk,kaz, ördek, domuz ve keçilerin de çevreye benzer zararlar verdiğini belirlemişler.

Hadi "küçükbaşlar"ı geçtim de; Dünyada 2 milyar kadar olduğu söylenilen büyükbaş hayvanları "çevre düşmanı" olmaktan nasıl kurtaracağız?

Ya da gaz çıkarmalarını nasıl önleyeceğiz?

 


Haberin Yazarı   :   Ünsal Özdiker       Eposta Adresi   :  

Yazarın Önceki Yazısı  :   Nöbetçi eczanelere “Özel Güvenlik Sistemi”

Haber Tarihi : 31.01.2017         Bu Haber 0 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter