"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

Eğitim politikaları önerilerim-1

Tayfun Eraslan

Değerli Okurlarım merhaba

 

İlk yazımda bahsettiğim üzere ülkemizde çözüm bekleyen en önemli sorunlardan biri olan eğitim politikaları hakkındaki önerilerimi sizlerle paylaşacağım.

 

Ülkemizde eğitim politikalarının sadece devlet tarafından uygulanması, kamu gözünde geleneksel bir bakış açısı halini almıştı.Öğrencilerin çok büyük bir kısmı devlet okullarına devam ederken,sadece üst gelir grubuna dahil olan aileler çocuklarını özel okullara gönderebilmekteydi.2010 yılından bu yana hükümet tarafından uygulanan politikalar sayesinde hali hazırda kurulu olan özel eğitim kurumlarına ve girişimcilere sağlanan teşviklerle özellikle ilk ve orta dereceli özel okulların sayısının artması bu bakış açısında yavaş yavaş kırılmalara neden olmaktadır.Özel okullara kayıt yaptıran öğrenci sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu ayrıcalıktan faydalanan aile profili ise üst gelir grubundan, orta - üst ve orta gelir grubuna kadar inmiştir.Ayrıca - ayrı bir husus olsa da - halk tabiriyle 'özel üniversite' olarak adlandırılan vakıf üniversitelerinin ve bu üniversitelere kayıt olan öğrenci sayısınındaki artışta göz ardı edilemez.

 

 

Özel okullarının sayısının artması, rekabetin artmasıyla birlikte eğitimde kalitenin de artmasına neden olması beklenmekteyken, çokta uygun şartlarda 'kolej' adı altında açılan özel okulların kalite beklentilerini aşağı çekmesi sürpriz olmasa gerek.Öğrencilerin sadece devletin belirlediği kurallar ve şartlar gereği bir okulda olması gereken özelliklerin 'göstermelik' olarak sağlanıp öğrencileri sadece gelir gözüyle bakıldığı okullarda eğitim - öğretim hayatının devam etmesi pekte tasvip ettiğim bir konu değil.Maliyeti yüksek olan spor salonu,kütüphane,yemekhane gibi yerlerin garajdan bozma yerlerde kalitesiz malzemelerle oluşturulması hemen aklıma ' okullar ticarethane mi oluyor ? ' sorusunu aklıma getirmektedir.

 

Devlet bu gibi sorunların aşımı konusunda herhangi resmi bir yazı olmamasına rağmen özel müteşebbislere zaman tanıyor.İyi niyetli olanlar zaman içerisinde kazançları arttıkça bu eksikliklerini gidermekte. Ama bu hususa sadece ticari olarak yaklaşanlar için uyarım şu dur ki hepsi yok olup gidecekler.

 

Teşvik verilen,yeni açılan ve ya dershaneden dönüşen özel okulların verdikleri akılalmaz vaadleri yerine getirmemesi sonucunda velilerden gelen şikayetlerin artması ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın özel okullar arasında bir sınıflandırma yapması beklenmektedir.Bu durum özellikle işini iyi yapan köklü özel eğitim kurumlarının haklarının verilmesi hususunda çok önemlidir.Bu sınıflandırılma doğrultusunda okulların fiyat politikalarınında - tavsiye -  tabiriyle devlet tarafından oluşturulması da beklenmektedir.

Uzun yıllardır bu sektörde isim yapmış ve fiziki şartları üst düzey olan özel okulların, yeni açılmış ve sistemini henüz oluşturmaya çalışan özel okullarla bir kefeye konulması büyük bir haksızlık.Fakat yapılacak bazı düzenlemelerle yeni açılan okulların üstündeki yükleri azaltarak, imkanlarını velilere doğru bir şekilde anlatma ve kendilerini gösterme fırsatı sunulmalı

Eğitimin özel müteşebbislere emanet edilmesi ve bu konuda devlet tarafından teşvikler önerilmesi yeterli değildir.Özel okulları denetleyecek unsur devletin kendisidir ama desteleyecek unsur sadece devlet olmamalıdır.Bu konuda eğitim elemanı yetiştiren devlet ve vakıf üniversitelerinin bulunduğu bölgelerde faaliyet gösteren özel okullara eğiticilik ve öğreticilik konusunda hamilik yapması gerekmektedir.Özel bir okulda yeni mezun olarak göreve başlayan bir öğretmenin etkili çalışabilmesi için bu şarttır. Aksi takdir de öğretmen kendini geliştirme ya da kendi yöntemini bulup icra etme şansı çok düşüktür.Eğiticilik ve öğreticilik akademik bir husus olduğundan yüksek öğretim kurumlarının desteği hayatidir.

 

 

Özel okul açan girişimcilerin genelde eğitimci kökenli olmaması ve eğitim kurumları işletmesinin öğrenilmesi gereken farklı bir alan olması nedeniyle, özel okullar 'eğitim yönetimi ofisi' diye tabir edilen şirketlere ihtiyaç duymaktadır. Bu ofisler okulun yapısını inceleyerek tavsiye listesi oluşturmaktadırlar.Öğretmen alımından,yayınların seçimine kadar danışmanlık hizmeti veren bu şirketler ülkemizde maalesef yabancı şirketlerin boyunduruğunda çalışmakta ve şahsi kanaatimce kar odaklı çalışıp, etkili bir danışmanlık yapamamaktadırlar. Örnek vermek gerekirse;bu şirketlerin, gelişmiş ülkelerdeki okullara tavsiye ettiği ve çok uygun fiyatlara satışını yaptığı yabancı dil öğretiminde kullanılan yayın ve sınavları, ülkemizde, diğer gelişmekte olan ülkelerin bir kısmında ve gelişmemiş ülkelerde tavsiye etmemeleri,satışını yapmamaları, daha düşük seviyedeki yayın ve kullanılmış sınavları fahiş fiyatlara satmaları açıkcası çifte standarttır. Bu sebeple bu tip eğitim ofislerinin sayısı devlet desteği ve kontrolüyle artmalı ve milli sermayeli olmaları çok ama çok önemlidir.

 

Önümüzdeki yazımda Çin'de doğmuş bu tip bir eğitim şirketinin doğru adımlarla büyüyerek küresel bir marka haline gelmesini anlatan hikayesini sizlerle paylaşacağım.

 

Şahsıma iletmek istediğiniz mesajlarınızı tayfuneraslan@live.com e posta adresine gönderebilirsiniz.

 


Haberin Yazarı   :   Tayfun Eraslan       Eposta Adresi   :  

Yazarın Önceki Yazısı  :   Değerli 5 Ocak Gazetesi Okurları

Haber Tarihi : 16.05.2016         Bu Haber 4027 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter