"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

Evet-hayır oyunu

Mehmet Acevit

 

Türkiye bölünmek isteniyor. Bu istek geçici değil, kararlı bir istek. Bunun için tüm mekanizmalar kurulmuş ve kullanılıyor. Toplum mühendisliği o kadar bariz ve mükemmel çalıştırılıyor ki, delil bulamıyorsanız da, hissediyorsunuz.

İspat edemiyorsunuz ama milliyetçi duyguların nasıl kolayca kullanıldığını hepimiz görüyoruz.

Bir soru var aklımda;

"Bu kadar kararlı bir şekilde ülkemizde yapılanlara karşı, bu güne kadar Türkiye'yi neden bölemediler?"

Hemen aklıma gelenleri yazıyorum.

1-      Türk halkı bölünmeye karşı duruyor. Bilhassa bölünmeye konu olan Kürt kökenli yurttaşlarımız, bölünmeden yana değil.

2-      Bütün eksiklerimize rağmen, demokrasiye inanmış bir Türkiye var. Bu nedenle Irak'a, Libya'ya, Suriye'ye yapılanlar, Türkiye'ye yapılamıyor.

3-      Bölme üzerine uyguladıkları taktikler deşifre olduğu için Türk halkı bu oyunları bozuyor.

4-      Çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olduğumuz için inanç birlikteliği, bölünmenin karşısındaki en büyük engel olarak duruyor.

5-      Ülkemizde kullanılanlar var ve kullandıkları insanlar bir yere gelince, bölünmeye razı olmuyorlar.

6-      Türkiye de, devrilecek diktatör olmadığı için Irak'a, Libya'ya, Suriye'ye yaptıklarını şimdilik yapamıyorlar.

Bu günkü tehlikeler nedir?

Türk siyasi hayatının vaz geçemediği, "böl ve yönet" taktiği nedeniyle toplumu kamplara ayırdığını biliyoruz. Merkez sağ ve sol diye ayırıyorlar. Merkez sağın içinde muhafazakâr dediğimiz geniş bir kesim var. Ayrıca merkez sağın içinde Liberaller, ılımlı İslamcılar, milliyetçiler kolayca, bir araya gelip iktidar güneşinden yararlanmayı biliyorlar.

Sola gelince dağınık bir tablo çıkıyor karşımıza. Sosyal demokratlar CHP içinde geniş bir şekilde merkez solu oluşturuyor. Solun farklı yapılanmaları da var.Mesela Kürt milliyetçisi olup da, kendisini solcu görenler bile var.

Ancak bu günkü tehlike, yaşam tarzlarıyla siyasi tablo içinde farlı kanatlarda yer alan insanların, kamplaşması olarak görünüyor.

İkinci büyük tehlike, toplumun Anayasa değişiklikler konusunda bölünmüş olması.

İnsanların önemli bir bölümü yapılan değişiklikler konusunda, yeterli bilgiye sahip değiller ve şüphe içindeler.

Yüz yılların kazanımı olan demokrasimiz tehlike altında mı?

Ülkemizi bölmek isteyen toplum mühendislerinin yeni oyunu, ülkemizi demokrasi rayından çıkarmak mıdır diye endişe eden aydınların sayısı çoğunlukta. Halkın önemli bir kesimini ikna etmiş bir lider var ülkemizde. Yıllarca uluslararası ilişkilerde ezik kalmış bir ülkenin, bu ezikliğe inat kafa tutan bir lider imajı toplumun önemli bir kesimini etkiliyor. Bu etki, liderin onca hatasını bile görmezden gelmeye toplumu ikna etmiş vaziyette.

Son Anayasa paketi ve değişiklikleriyle oluşan yeni siyasi sistemin, yeteri kadar sigortaları olmadığı için ülkemizin bir diktatör yaya gidebilir korkusu var.

"Önce diktatör oluşsun, sonra o ülke bölünsün" planları yapılıyor mu diye korkular var...

Bu korkuları kimse hafife almamalı. Aslında Cumhurbaşkanlığı sistemine yelken açan Ak partinin bile bu konuda hassas olmasına ihtiyaç var.

Fakat sorulması gereken Sayın Cumhurbaşkanımız Tayip Erdoğan ve Ak parti bu kaygılara rağmen, neden bu kadar ısrarla bu yeni düzeni istiyorlar?

İkinci ve en önemli konu Sayın Devlet Bahçeli tarafından cevaplanması gereken "Bu düzene geçişe neden destek veriyor"  sorusudur.

Bir başka soru CHP ile ilgili. Daha önce bir yazımda "Ezberci CHP" diye yazmıştım. Buna şimdi birde ülkemizin içinde bulunduğu bu duruma karşı duruşunda, ezberciliğin yanında, hayalciliği eklemem gerekiyor. Kendilerine yıllarca uyguladıkları siyasi söylemle "Hayırcı" ve her şeye karşı çıkan parti imajını ördüler. Oysa kuruluşundan itibaren CHP devrimci bir partiydi. Devrimciliği unutan ve mevcut bozuk yapıyı savunan bir parti konumunda siyasete devam ediyorlar. Bağıran-çağıran ve sonunda hiçbir hedefe ulaşılamayacağını bildiği halde görüntü vermeye çalışan bir parti konumunda duruyor.

Evet-Hayır oyunu...

Erkan Yolaç'ı hepimiz biliriz, yıllarca "Evet-Hayır" oyununu oynattı. Şimdi bize toplumun önemli bir kesiminin uzlaşmadığı bir Anayasa değişikliği metnine "Evet-Hayır" oyunu oynatacaklar.

İster "Evet" deyin, isterseniz "Hayır" deyin, her iki cevapta da kaybediyorsunuz. Oyun böyle.

Doğrusu neydi?

Bu ülkenin Anayasasının değişime ihtiyacı vardı ve bunu tüm toplum benimsemişti. Doğru olan geniş bir katılımla, toplumun ortak ihtiyacına uygun ve uzlaşılmış bir Anayasa yapıp, ayrışmayı değil, kaynaşmayı sağlamaktı. Böyle bir Anayasa yapılsaydı, belki de yaşadığımız terör belasına da çözümü, toplumsal barışla üretmiş olacaktık.

Kim suçlu?

Suçlular kendisini biliyor ve siyaset yapıyorlar. Suçlu aramanın hiçbir faydası yok. Türk siyaseti iflas etmiş durumda ve derhal yenilenmeli diye düşünüyorum. Yoksa elin toplum mühendisleri, bizleri paramparça edecekler.

 


Haberin Yazarı   :   Mehmet Acevit       Eposta Adresi   :  mehmet.acevit@5ocaknews.com

Yazarın Önceki Yazısı  :   Sen ben oyunu mu, öz eleştiri mi?

Haber Tarihi : 26.01.2017         Bu Haber 0 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter