"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

Tecavüzün hiç bir türü kabuledilebilir değil !

Violet Bağcuvan

 

Her şeyden önce ben bir siyasi yazar değilim, bu yazıyı bir eğitmen, yazar, genç yaşında itibaren yurt dışı ve yurt içinde sayısız sivil toplum teorik ve alan çalışmaları yapmış bir sade vatandaş olarak hiçbir siyasi ve inanç ayırımı yapmaksızın kaleme alıyorum.

 Dünya'nın birçok düşünce, kültür ve insani haklar açısından geri kalmış ülke ve kabilelerinde her türlü şiddet, nezaketsizlik, adaletsizlik, ayırımcılık ve cinsel tacizler bir onurmuş gibi uygulandığını hepimiz biliyor ve okuyoruzdur. Ben buna ilaveten bir kadın aktivisti, yazar ve eğitmen olarak birçok bu tür yörelerin alan çalışmalarında bulundum. Ne yazık ki yıllardır kendi ülkemde, sanki çözümü çooooooook zor ve imkansız bir konuymuş gibi, bu çirkin, yakışıksız ve onursuz durum zaman zaman günlerce, saatlerce tartışma konusu olmuştur.

Hukuku yerinde, devleti yerinde ve idarecileri yerinde olan bu güzelim ülkede nerede hata yapıyoruz bu konuda? Öncelikle hatayı bulalım.  Ne zamanki bilim ve inanç birbirinden kopmaya başlar ve her biri ayrı ayrı sesini duyurma hevesine kapılır, işte o zamandır ki karanlıklar, bağnazlıklar ve bunların sonucu olan şiddetin her türü kendini göstermeye başlar. Bu her iki konuda da eşit mesafede, din tek başına ve bilim tek başına olmamalı. Her ikisi el ele yürümeli ki uyumu sağlayabilsinler.

Her bir insan ayrı bir ruh ise, her bir insanı ALLAH YARATTIYSA, ve o bedenin bu dünyadaki görevlerinden biri o ruhu taşımak ise o zaman kimin bir hakkı var ki çocuk veya kadın, erkek veya yaşlı, o ruha ve o vücuda saldırabilsin.  Hadi karakter eğitim eksikliğinden bu tarz sapıklar çok. Ama ya  güvendiğimiz tek kaynağımız  dediğimiz  hukuk ve devletimiz???

Elbette ki onlardır bizleri koruyan.  Eğer devlet de önlenme konusunda hala tereddütlü ise, o zaman durum vahim demektir ve ben buna inanmak istemiyorum. Bir gün bir kadın çokça hurma tüketen çocuğunu Hz. Muhammed'in yanına götürür. Kapıyı çaldığında Hz. Muhammed ona, çocuğu bugün götür yarın bana getir der. Kadın bundan bir şey anlamaz. Sonra ertesi gün Hz. Muhammed; dün kendim hurma yerken, senin çocuğuna nasıl çokça hurma yememesini söyleyebilirdim der (işte Adaletin bir örneği) şimdi , kim ki tecavüz eder, aynı kız ile evlendirilsin diyen saygın idarecilere soruyorum, din açısından ise, dinde asla öyle bir vahşet yok. Kanun, psikoloji ve sosyoloji açısından ise, onda da öyle bir vahşet yok. Peki neye göre böylesine korkunç bir kanıya varmışızdır. O çocuk Allah'ın yarattığı bir kişilik! Onun bedenine zorla saldırana yine tüm hayatını söndürerek onun eline mi vermek gerek? Bu nasıl bir vahşet? Sonra hepimiz bunu gayet iyi biliyoruz ki cinsel birleşmede ruhen ve bedenen sevmek şart. Tiksindiğimiz bir insanla nasıl bir birleşme sağlanacak ömür boyunca? Peki siz kendi çocuklarınızın erkek veya kız böyle bir durum ile karşılaşmasını ister misiniz? Ya babası, ağabeyi, dedesi ve amcaları tarafından tecavüze, uğrayanlar ne olacak?  Ve birçok erkeklere bir sorum (gitmeyenleri tenzih ederim),  sıkça gittiğiniz o hayat kadınlarını da seçerek yatıyorsunuz . beğenmediklerinizle yatmazsınız. Öyle değil mi? O zaman bir ömür boyu nasıl bir kız çocuğunun sevmediği bir ahmak, onursuz ve sapıkla birlikte olmasını istersiniz? Duygu herkes için geçerli. Bunun kadını ve erkeği yok.          

TÜM SORUNLARI ÜÇ KATEGORİDE ÖZETLEMEK İSTİYORUM:

  1.Dünya insanları olarak AMACI BIRAKIP ARACA YAPIŞMIŞ durumdayız. Yani yaşamın ana amacını unutup (uyum, sevgi, güven, inanç , işbirliği ilerleme vs.) bu güzellikleri zedeleyen her türlü hırs, ego, menfaat  ve sevgisizliklere yapışmışız.

 2. ERDEM VE KARAKTER EĞİTİMİNİ TAMAMEN BOŞ VERMİŞİZ. Çünkü yaşamdaki en zor ve uzun soluklu maraton bilinçlendirmedir.. Zaman zaman  hangi birimizin gerçekleştirdiği  bu tarz eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları her ne kadar o yöre için çok faydalı sonuçlar doğurduysa da, devletin tam desteği ile tek bir şemsiye altında emek ve deneyimler toplanmadığı için birçok yere de ulaşılamamıştır. Ulaşılsaydı, bu kadar cehalet olmazdı... Fazla lafa gerek yok

3. Her türlü ayırımcılık ve bağnazlık ortadan kaldırılamadığı, dünya barışının ancak ve ancak kadın ve erkeğin karar mekanizmalarında eşit sayıda yer alması ile gerçekleşebileceğini inanmadığımız için, bu tarz çirkinlikler var olmuş ve var olmaya da devam edecektir.  Yazımı, yıllarca kadın STK' larına en büyük desteği veren Bakan Güldal Akşit'in  ve diğer bir alıntı ile sonlandırmak isterim. KANUNLARI YAPARIZ. ANCAK EN ZOR İŞ BİLİNÇLENDİRME VE EĞİTİM KISMIDIR.

ALINTI. Bahai eserlerinden: "KADIN VE ERKEK BİR KUŞUN İKİ KANADINA BENZER. KANATLARDAN BİRİ ZAYIF OLDUĞU SÜRECE KUŞ UÇAMAZ"  TÜM DÜNYA YETKİLİLERİNE VE KENDİ YETKİLİLERİME SESLENİYORUM. KUŞUN UÇMASINI İSTİYORSANIZ KADIN ERKEK EL ELE FELSEFESİNİ DESTEKLEYİNİZ. KADIN VE ERKEK  ZORLA YATAKTA EL ELE FELSEFESİNİ DEĞİL !

SAYGILARIMLA.

 


Haberin Yazarı   :   Violet Bağcuvan       Eposta Adresi   :  

Yazarın Önceki Yazısı  :   Dilşan Fidanoğlu örnek bir Adana temsilcisi

Haber Tarihi : 21.11.2016         Bu Haber 1115 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter