"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

TEZEKTEN DOĞALGAZA 5

Alper Tansel

 

Türkiye'nin 'Milli Kurtuluş Savaşı' sonrasında sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerden bugünlere gelişindeki safhalara kısaca göz atmaya çalıştık. Ve gördük ki; 'Büyük Balık Küçük Balığı Yutuyor.'' Emperyalizmin en belirgin özelliği, şüphesiz ki sömürü düzenine sahip olmasıdır. ABD henüz kurulmamışken yani, dünya coğrafyasında henüz böyle bir devlet yokken; başta İngiltere,( üzerinde güneş batmayan, Büyük Britanya İmparatorluğu)Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz, İtalya, Almanya gibi ülkeler, deniz hakimiyetlerini çok iyi değerlendirerek, ABD kıtası, Asya, Avustralya ve Afrika kıtasında müstemlekelere sahiptiler. Bu kıtalarda işgal ettikleri toprakların ve kıta ülkelerinin, yer altı, yer üstü kaynaklarını, zenginliklerini, yine bu ülkelerin insan kaynaklarını köleleştirerek sömürüyorlardı. Gelişmiş 'Deniz Ticaret Filoları' sayesinde bu dört kıtayı istila etmişlerdi.

İşte bu duruma tipik bir örnek: Yıl 1953. Kenya Devlet Başkanı JomoKenyattaKenya Mahkemesi'nde yargılanmaktadır. Gerçekleştirilen duruşmada Kenyatta, mahkemede son sözü aldığında şunları söyler: ''Avrupalılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki; İncil bizim, topraklarımız ise beyazların elindeydi'' sözü, büyük yankı uyandırmış ve batılıların sömürüsüne somut bir ifade olmuştur. Kıtalar ve kıta ülkeleri batılılar tarafından böylesine acımasızca sömürülüp soyulurken, Osmanlı döneminde batılılara verilen  imtiyazlara da bir göz atmakta yarar var. Bakalım; biz nasıl sömürülmeye başlamışız...!!! Tarihimize, 'Kapitülasyonlar' jargonu ile geçen bu imtiyazlar,

nedir? Öncelikle 'Kapitülasyonun'  ''bir ülkenin, vatandaşlarının zararına olacak şekilde yabancılara verilen  ayrıcalıklar'' olduğunu bilmemiz lâzım. İlk olarak; Kanuni Sultan Süleyman zamanında, 1535'de padişah fermanıyla Fransızlara belirli ayrıcalıklar verilmiştir.

Fransa Kralı 1.François 1525'de Cermen İmparatoru V.Carlos tarafından esir alınmış. Bunun üzerine, Kralın annesi Kanuni'ye bir mektup yazarak, yardım istemiştir. Bu sırada 'Mohaç Seferine' çıkacak olan Kanuni, bu yardımla Habsburglarla yakınlaşma sağlanabilir düşüncesiyle, yardım etmeyi kabul etmiştir.1535' te Fransızlarla Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşmayla,  Fransızlara birtakım haklar verilmiştir. Kapitülasyonlar, bu dostluk antlaşmasının yarattığı yakınlaşma ortamında verilmiş olan haklardır. Buna göre; Fransız bayrağı taşıyan gemiler, Osmanlı egemenliğinde bulunan bütün limanlarda serbestçe ticaret yapabileceklerdi. Diğer yabancı devletler gemilerini, Osmanlı egemenliğinde bulunan denizlerde, ancak Fransız bayrağı altında ticaret yapabileceklerdi. Bu sayede Fransızlar Kapitülasyonlar gereği, Osmanlı denizlerinde serbestçe ticaret yapma özgürlüğüne kavuşmuştu. Ayrıca Osmanlı sınırları içinde yaşayan Katoliklere ibadet özgürlüğü verilmesi, Fransız Konsoloslarına kendi vatandaşlarıyla ilgili sorunların çözümlenmesinde yargı yetkisi tanınması gibi hükümler, daha sonraki yıllarda İmparatorluğun zayıflaması ile, devletin bağımsızlığını yok edecek kurallar haline getirilmiştir.1569,1581,1597,1614,1673 ve 1740 yıllarında yeni kapitülasyonlar verilmiştir. 1740 kapitülasyonlarıyla, Fransa'ya tanınan haklar daha da genişletilmiş, diğer batılı ülkelere de aynı hakların tanınması kabul edilmiştir.

1740 kapitülasyonlarından sonra, Osmanlı sınırları içerisindeki yabancı devletlere çok geniş ticaret yapma olanakları sağlanmış, hatta bu haklar sayesinde İstanbul'da yabancı postaneler bile açılmıştır. Sevr Antlaşmasının imzalanmasıyla kapitülasyonlardan yararlanma hakkı Yunanistan ve Ermenistan'a verilmiş, yabancı gemilere, Türk gemilerine tanınan bütün hakların tanınması kararlaştırılmıştır. 22 Mart 1922'deki Sakarya Zaferinden sonra, Paris'te toplanan İtilaf  Devletleri Dışişleri Bakanları konferansında ise İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Türkiye ve kapitülasyonlardan yararlanan diğer devletlerin katılmasıyla

kurulacak bir komisyonca, kapitülasyon hükümlerinin gözden geçirilmesi konusunda karara varılmıştır. Kapitülasyonlar, Lozan Barış Antlaşması ile yürürlükten kalkmıştır.

Görüldüğü üzere, batılılar bu sömürüler sayesinde, zenginleşmiş ve kendilerine sürekli alan açmışlar, pazarları hem muhafaza etmişler, hem de genişletmişlerdir. Sanayileşmenin ilk adımını da batılılar atmıştır. Kol gücünden, Makinalaşmaya(sanayi inkılabı) geçişe bakalım:
Sanayi İnkılabı, insan ve hayvan gücüne dayalı üretimden makine gücüyle üretime geçiş demektir. Sanayi (Endüstri-Fabrika): Ham maddelerin veya yarı işlenmiş maddelerin fabrikalarda işlenip kullanılır duruma getirilmesi. Sanayi için, fabrika yeri, makineler, anapara, enerji, iş gücü, işçi, hammadde, pazar, ulaşım kolaylığı gerekir. Maliyet, kar, zarar, pazar iyi hesaplanmalıdır. Sanayi inkılâbı, ilk olarak İngiltere'de buhar gücüyle çalışan dokuma makinelerinin yapımıyla başladı.
SANAYİ İNKILABI KRONOLOJİSİNE DE BİR GÖZ ATALIM:
1733 - John Kay, ilk kez dokuma işlemini makineleştirdi. (İngiltere)
1765 - James Watt, buhar motorunu icat etti. (İngiltere)
1771 - Richard Arkwright, suyla çalışan iplik eğirme makinesini icat etti.
1781 - Buhar makinesi ilk defa Avrupa'da kullanıldı.
1790 - İlk demir tekneli gemi suya indirildi.
1804 - Raylar üzerinde ilerleyen ilk buharlı lokomotif yapıldı.
1825 - İngiltere'de ilk buharlı tren yolu açıldı.
1828 - İlk modern maden eritme ocağı faaliyete geçti.
1849 - Ruhr'da ilk defa kok kömüründen demir üretildi.
1855 - Krupp tarafından Bassemer çelik yöntemi geliştirildi.
1885 - Benz, ilk petrollü arabayı geliştirdi.(Mercedes)
1890 - Floransa'da (İtalya) ilk elektrikli tramvay icat edildi.
1912 - Türkiye'de ilk araba ve 1912'de İstanbul'da ilk trafik kazası oldu.

SANAYİ İNKILABININ SONUÇLARI
İnsan gücü yerine makine gücü ve fabrikalar aldı.  Ulaştırma alanı lokomotif, tren, buharlı gemi gelişti.  Panama ve Süveyş Kanalı teknolojik gelişmelerle açıldı. Uluslar arası ticaret gelişti. Osmanlı Devleti gelişmeleri takip edemedi, sanayileşen ülkelerin pazarı oldu.
Hammadde, pazar, enerji arayışı, sömürgecilik arttı. İşçi sınıfı ve sorunları, hakları doğdu. Sanayileşme ile şehir nüfusları hızla arttı. Az zamanda, seri, çok ucuz üretim başladı.
I.Dünya Savaşı petrol yüzünden çıktı. Bugünkü savaşlar da. İşte dünya sömürü düzeni.

KAPİTALİZM: Para
SOSYALİZM : Halk Hizmeti
LİBERALİZM: Serbest Ekonomi
SENDİKA: Çalışanların haklarını koruyan örgüt düşünceleri doğdu. Hangi aşamalardan geçerek Tezekten Doğalgaza terfi ettik? Kısa kısa safahatlara değindik ama, hala kalkınmamızı tam sağlayamadık. Kıymet bilmeyen, hazırcı, üretmeden tüketen bir toplum olmaktan kurtulamadık. Gösteriş ve cafcaflı yaşamdan vazgeçemedik. Emek yok, alın teri yok, üretmek yok, teknoloji üretme hiç yok ama hızlı bir tüketim toplumu var. Marshall yardımı, Truman Doktrini derken, hazıra alıştırılmışız.!!! Bir tarafta ekonomik emperyalizm, diğer tarafta kültür emperyalizmi.( Köy Enstitülerini kapattıran da ABD'DİR)Kazanmadan harcıyoruz... Allah sonumuzu hayr eylesin.

SON SÖZ:'' TANDIR KIVAMA GELDİ HAMUR TÜKENDİ, İNSAN KIVAMA GELDİ, ÖMÜR TÜKENDİ.''

 


Haberin Yazarı   :   Alper Tansel       Eposta Adresi   :  alper.tansel@5ocaknews.com

Yazarın Önceki Yazısı  :   TEZEKTEN DOĞALGAZA … 4

Haber Tarihi : 26.01.2017         Bu Haber 0 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter