"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

Başarıya kilitlenen rota

Adana'nın, Reşatbey'in yetiştirdiği önemli işadamlarından, Rex.Rotary  Fotokopi MakineleriTürkiye Distribütörü Elektroser Genel Müdürü Can Özbozdoğanlı'yla sohbetimiz hayli keyifliydi. İş hayatına girişi, teknik elemanlıktan şirket ortaklığına uzanan çabalar zinciri, kuruluşun büyümesi ve bugünlere gelişini son derece açık yüreklilikle ve öykü tadında anlatan Can Özbozdoğanlı, mütevazı kişiliği ve Adana sevdası yüklü yüreğiyle de doğrusu hayranlık uyandıracak özelliklere sahip. Özbozdoğanlı'nın, ülke ve Adana ticari hayatına dair yakın tarihte tanık oldukları ise son derece etkileyici anekdotlarla dolu. Bir dönemin gerçeklerinin daha iyi algılanmasını sağlayacağını düşündüğümüz röportajda, fotokopi teknolojisinin ilginç geçmişi de mevcut.
-Can Özbozdoğanlı'yı 5 Ocak Gazetesi okurlarına, kendi cümleleriyle anlatmak istesek neler söylersiniz?
-1963 Adana doğumluyum. 3 kardeşten ortanca olanıyım. Babam Adana'da pamuk alım satımı yapan mütevazı bir insandı. Liseye kadar okudum. Sanat okulu elektrik bölümünden mezun oldum. Okulu bitirir bitirmez çalışma hayatına atıldım. Üniversite hayatı sanırım o yıllarda bana cazip gelmedi. Yaz tatillerinde babamın yanına giderdim ve ticaret hayatı bana hep çekici geliyordu. Fakat baba mesleğinden ziyade kendime has, özgür bir iş yapma isteğiyle doluydum. Babaya bağımlı olmak pek tarzım değildi. Böyle olunca baba mesleğiyle ilgisi olmayan bir iş kolunu seçmem kaçınılmaz oldu.
-İlk kez çalışmaya nerede başladınız. İşçilikle patronluk arasındaki süreç nasıl gelişti?
FOTOKOPİ DÜNYASINA TESADÜFİ GİRİŞ
Tabii ki insanın hayatında dönüm noktaları vardır. O zaman sanat okulu elektrik bölümünden mezun oldum. Güney Sanayi Fabrikası'na çalışmak için başvuru yaptım. Apartman komşumuz bana ne yaptığımı sordu. Güney Sanayi'den haber beklediğimi söyledim. Olursa elektrikçi olarak, işçi olarak Güney Sanayi'ye girmeyi beklediğimi anlattım. Oradan haber gelene kadar fotokopi sektöründe faaliyet gösteren İstanbul merkezli Bürmak firmasına teknisyen olarak girdim. Orada işe başladığım dönemde fotokopi henüz yeni bir teknolojiydi ve insanlar fotoğraf makinesiyle, fotokopiyi ayırt edemezdi. Fotokopi çektirmek için gelen insan, "Fotokopi çektireceğim, kaç gün sonra gelip alayım?" derdi. Fotoğraf mantığıyla yaklaşılırdı fotokopiye. Bunları çok yaşadık. 1981 yılından bahsediyorum. Zaten 80 yılında mezun oldum, 81'de çalışma hayatına başladım. Böyle bir dönemde ben bu sektörde teknisyen olarak işe başladım. 1983 yılına kadar teknik eleman olarak Bürmak'ta çalışmaya devam ettim.

-Teknik elamanlıktan patronluğu uzanan öykünün başlangıcı da iş hayatına girişiniz kadar ilginç mi?
FİRMA ZARAR ETTİ, DİSTRİBÜTÖRLÜK TEKLİFİ BANA YAPILDI
-O günkü şartlarda müdürümüzün yaptığı talipsiz hatalar, kritik noktalardaki yanlış saptamalardan dolayı firma zarar etmeye başladı ve İstanbul olaya el koydu. İstanbul'dan gelen firma sahibi Adana bürosunu bana vermeyi teklif etti. Henüz 18 yaşındaydım. Yaşımın küçük olmasından dolayı da yanıma ortak almamı istedi. Bunun üzerine kendime iki ortak buldum. 1983 yılında Adana Bürmak olarak ortaklık şirketini kurdum. 1996'ya kadar iki ortağımla devam ettik ancak sonra ortaklarım ayrıldı ve tek kaldım. Bu sürecin ardından şu anda ithalatını yaptığımız Distribütörü olduğumuz RexoRotary markasının İstanbul'daki Türkiye Distribütörü olan kişiyle ortak oldum. Böylece distribütör sıfatıyla faaliyetlere başladım. Ortağım İstanbul kanadıyla ilgilenirken, ben de Adana, Güneydoğu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi dağıtımlarına başladım. 96'dan bugüne kadar bu şekilde devam ediyor. 35 eleman çalıştırıyorum.
-Fotokopi sektöründe bu kadar uzun yıllar ayakta kalmak için nelere dikkat etmek gerekiyor?
KENDİNİZİ GELİŞTİRMEZSENİZ YOK OLURSUNUZ
Fotokopi konusuna 30 yılımı verdim ve bunun ciddi bir süreç olduğunu düşünüyorum. Teknoloji öyle bir hızla ilerliyor ki, kendinizi yetiştirmediğiniz taktirde 'mahalle bakkalı' olarak kalıyorsunuz. Aksi halde yok olmaya mahkumsunuz. Bu nedenle kendimizi yenilemek ve bilgiyi güncellemek zorundayız. Bu aslında bütün sektörler için geçerli. Kendinizi yetiştirip, işinize yatırım yapmadığınız taktirde yok olmaya mahkumsunuz. 80'li yıllarda sektöre beraber girdiğimiz arkadaşlar arasında bu işte ayakta kalabilenlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar az. Başarılı olmamda çalışkanlık ve kendini yenilemek gibi etkenlerin yanı sıra, annemin, eşimin, dostlarımın dualarını almanın önemine de inanırım. Biraz da şans faktörü yardım edecek insana. Okulu bitirdikten sonra Güney Sanayi'den haber gelseydi ve işe başlasaydım belki de şu anda emekli elektrik ustası olarak köşeme çekilmiş olacaktım. Oradan haber gelmemesi, kader, beni buralara kadar getirdi.
-İş hayatına ilk atıldığınız yıllardaki Adana'yla, bugünkü Adana'yı kıyaslarsanız nasıl bir tablo çıkıyor ortaya?
BİR NUMARAYDIK KAN KAYBETTİK
-Bu işe girdiğimde  İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlerin hepsini geçerdim. Her altı ayda bir toplantımız olurdu.  Diğer bölgelerden satışlarım, cirolarım çok daha yüksekti. Örneğin Ankara bölgesi ayda 30 makine satarken ben 50 makine satıyordum. Her toplantıda Adana'nın bir numara olduğu ortaya çıkardı. O günlerde Adana çok farklıydı. Sürekli Mersin'e gittiğim günlerde dönüşte saat 18'e kalmamak için yoğun çaba harcardım. Yenice'den itibaren o saatlerde takılırsanız Adana'ya giriş 20-25 dakika uzardı. Bölgede o kadar çok fabrika vardı ki, servis otobüslerinin bir anda Mersin yoluna akın etmesinden dolayı trafik kilitlenirdi. Müthiş bir istihdam vardı. O günleri bildiğimiz için, aradaki farkı da çok iyi hissedebiliyoruz. Şimdi toplantılara gidiyoruz fakat eski satışlara göre azalma var. Adana'nın kan kaybettiğini görüyorum. Güney Sanayi bitti, İncirlik bitti, Çukurova Elektrik bitti, Özbucak bitti, Sabancılar Adana'dan neredeyse elini ayağını çekti. Bunları görünce hakikaten canım yanıyor. Servis otobüslerinin çokluğundan yolların tıkandığı dönemlerden bu güne, iddia ediyorum Adana'da 2 bin kişi çalıştıran, bin 500 kişi çalıştıran fabrika kalmadı. Bir Güney Sanayi'de 3 bin kişi çalışırdı. Bir PAKTAŞ, Bir Sümerbank hakikaten çok istihdam yaratıyordu. Bugün elbette işler değişti ve bize yansıdı. Satışlarımız düştü, potansiyelimiz düştü. Bunlardan dolayı Adana kan kaybediyor. Bir gerçeği de unutmamak lazım ki, bundan önceki ticaret hayatıyla, şimdiki ticaret hayatı çok farklı. Kar oranları arasında inanılmaz uçurumlar var. Hiç unutmuyorum, 10 yıl önceydi. Bir firma geldi ve toptancılık vermek istedi ve yüzde 10 kâr teklif etti. Yüzde 10 kârla bu işi yapmayacağımı söyledim. Ne yazık ki şu anda yüzde 3, yüzde 5 kâr oranıyla mal satar duruma geldim. Ticaret de değişti. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde hepimiz ciddi paralar kazandık. Şimdi böyle kazanç kalmadı. Artık hizmet, hizmet hizmet... Hizmet vermeden, hak etmeden kimse kimseye bir şey vermiyor.
SIRT SIRTA VERMELİYİZ
Bu durumu değiştirmek için Adanalılar olarak yapmamız gerekenler var. Zaman zaman bencil davrandığımıza tanık oluyorum. Sırt sırta verip daha mücadeleci olmamız gerekir. Adanalılarının buradan kaçmaması için elimizden geleni yapmamız gerek. Ne yazık ki Adana'da para kazanıp, vergisini İstanbul'da, ya da diğer şehirlerde veren insanlara da karşıyım.
-Her şeye rağmen Adana'nın potansiyeli güçlü. Bunu kullanıp, üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyemez miyiz?
ÇITAMIZ ÇOK YÜKSEKTİ
-Aslında her şeye rağmen Adana'nın çok önemli potansiyeli var. Çizdiğimiz tablo biraz karamsar oldu ama bu her şeyin bittiği, tükendiği anlamına gelmiyor. Asıl yarış bundan sonra başlıyor. Birlik beraberlikle her türlü sorunun üstesinden gelinebileceğine inanıyorum. Geçmişte bizim hedeflerimiz çok yüksekti. Çıtamız çok yüksekti ve hedefimiz İstanbul'du. Biz bir zamanlar İzmir'i bile ciddiye almazdık. 4. büyük şehir olduğumuz kabul etmezdik, İzmir'i geçtiğimizi iddia ederdik. Hedefleri büyük koyduk ama bugün elimizdekini de koruyamadığımızı üzülerek görüyoruz. Yerimizi muhafaza edemedik. Çıtamızın yüksek olması çok güzeldi ama ne yazık ki istediklerimize ulaşamadık. Mücadeleye devam edeceğiz.
-5 Ocak Gazetesi'yle ilgili görüşlerinizi açık yüreklilikle alabileceğimizi düşünüyoruz. Yanılıyor muyuz?
FARKI ADANA GÖRÜYOR
-5 Ocak Gazetesi'nin çok farklı olduğunu Adana görüyor. Bunu benimle röportaj yaptığınız için söylemiyorum. Haberler ve içeriğin yanı sıra, Adana Life ekine ilgi yoğun. Yeni açılan mekanları sizin gazetenizden öğreniyorum. Savaş Çokduygulu ve ekibinin çizgisi var. Bu çizgiden de geri adım atmıyor. 5 Ocak Gazetesi kimseye haksız yere saldırma, kavga gibi olayların içinde olmuyor. 5 Ocak Gazetesi'ni birleştirici, Adana'nın gelişmesi ve zenginleşmesi için çalışan  bir basın kuruluşu olarak görüyoruz. Zaten Savaş Çokduygulu'ya da bu yakışır. 5 Ocak Gazetesi'nin geleneksel gecesi bir Adana klasiği oldu. İnsanlar heyecanla bekliyor. İnsanların özel gecelerde siyah giymesi gibi klas fikirlerin de yaratıcısıdır Savaş Çokduygulu. 5 Ocak Gazetesi'nin görevini gerçekten iyi yaptığına inanıyorum. Her ortamda Adana için çalışıyorsunuz. Kentin başarılı işadamlarını onurlandırıp öne çıkarmak, onları teşvik etmek gibi bir misyonu en iyi şekilde yerine getiriyorsunuz.


Haber Tarihi : 19.01.2012         Bu Haber 3923 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter