"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

Develi: Ben bu seçimi kazanırım!

5 Ocak ANKARA RÖPORTAJLARI serimizin bugün ki bölümünde CHP Adana Milletvekilleri Turgay Develi ve Ali Demirçalı ile gerçekleştirdiğimiz bölümü sizlerle yayınlıyoruz. Develi Ve Demirçalı yoğun meclis gündeminin yanı sıra Adana yereliyle ilgili CHP'nin görüşlerini bizlere aktarırken, çok önemli açıklamalarda bulundular.


Ercan Yılmaz:  Öncelikle büyükşehir yasası geçti sizde aday adayı olarak bu kanunla ilgilisiniz. Kanun hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?

BAŞBAKAN TÜM İMAR YETKİLERİNİ KENDİNDE TOPLADI

DEVELİ: Kanun bizim istediğimiz ölçüde ve standartlarda geçmedi. Bu kanunun Türkiye'ye vereceği herhangi bir yarar olmadığını düşünüyoruz. Çok daha içerikli çok daha donanımlı çok daha içeriği tartışılarak hazırlanan bir kanun olması gerekirken. AKP her zamanki gibi oldu bittiğe getirerek, komisyonu çalıştırmayarak yasayı çıkardı. Normalde iç işleri komisyonunda yapılan çalışma oldu bu. Normalde beldelerin, ilçelerin kapatılması olarak, plan ve bütçe komisyonunun karar vermesi gerekiyordu. Bunun da nedeni ortaya çıkacak kaynağın bütçesinin olması gerekiyordu. Bir oldu bittiğe getirerek bütçe komisyonuna görüş istediler. Bütçe komisyonu da zamanımız yok diye cevapladı ve kanun yürürlüğe geçirildi. Tabi burada 1500'den fazla belediye kapanıyor. Elbette bunlar içerisinde küçük beldeler var, köy muhtarlığı gibi. Bir belediye başkanı, bir şoföründen yada sekreterinden kaynaklanan. Bunlar elbet, işlevsizlerdir. Bunlar çok fazla bir yararı olmayan belediyelerdi ama çok iyi çalışan, demokrasinin yerleşmesi ve yerelleşen demokrasinin de derinleşmesi için çalışan hizmet üreten belediyeler vardı. Adana'da AKP bütün bu belediyelerin hepsini kapatarak, nereyse tek adamın eline yetkileri verdi. Yani bugün başbakan TBB başkanı gibi, Türkiye'nin her tarafından imar yapma yetkisini kendinde topladı. Onun inancının dışında onun düşüncelerinin dışında hiçbir imar çalışması yapılamayacak. Özel idarelerini kapattı. Valilere olağan üstü yetkiler verdi. Özel idareler kaldırılınca yatırımlar tek bir merkeze valiliğe kaldı. Ve dolayısıyla da Türkiye çapında belediyelerin işlevi daraltılırken, yetkiler tek elde başbakanda toplanırken, valilerde merkezi bütçeden ve kentlerin yatırım için planlanan bütçelerini tamamen denetleme ve uygulama şansına sahip bırakıldı. Bir anlamda Türkiye'de demokrasiyi yüksek standarda çekiyoruz, demokrasiyi yerelleştiriyoruz, demokrasiyi genişletiyoruz demelerine rağmen aslında demokrasiyi daraltan belediyeciliği daraltan yetkileri tek bir merkezde bırakan belediye yasası oldu. Bunu ilgili komisyonlardaki arkadaşlarımız sayın Cumhurbaşkanımıza anlatacaklar. Sayın Cumhurbaşkanımızdan bu yasayı veto etmelerini isteyecekler. Olmazsa Anayasa Mahkemesine başvuracağız. Ama benim inancım, ne Anayasa mahkemesi bunu reddedecektir, ne de Cumhurbaşkanı reddedecektir. Ve Türkiye böyle bir ucube yasayla yönetilmeye başlanacaktır.

Ercan Yılmaz: Siz Adana'ya geldiğiniz zaman pek merkezde kalmayan birisiniz. Genellikle Feke, Pozantı gibi ilçelerde gezintilerinizle daha çok bu bölgelerde vaktinizi geçiriyorsunuz. Bu bölgede ki insanların bu uygulamaya, kanuna bakış açısı nasıl ve hizmet adına yararlı olacağını düşünüyor musunuz?

AKP KÖYLÜLERE YALAN SÖYLÜYOR

DEVELİ: Ben bunları köylülere anlatıyorum tabii ki. Haftanın 4 günü Perşembe veya Cuma gününden başlamak üzere Pazartesi veya Salı sabahına kadar Adana'da kalıyorum. Sadece köylere gitmiyorum. Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli, Kozan, İmamoğlu, Ceyhan, Yumurtalık, Karaisalı ilçelerine gidiyorum ama Adana merkezde de çalışıyorum. Ziyaretlerde ve fikir alışverişlerinde bulunuyorum. Vatandaşların dertlerini ve sorunlarını dinliyorum. Burada hem meclis çalışmalarını hem komisyon çalışmalarını hem de bürokratlarla istişare ederek sorunlara çözüm bulmaya çalışıyorum.  Şimdi AKP bir kandırmaca daha yapıyor. Büyükşehir yasası ile birlikte, köylülerden toplanacak vergilerin, su faturalarının ve diğer ödemelerin 5 yıl boyunca alınamayacağını söylüyor. Bu apaçık düpedüz bir yalan. Bunların hepsini alacaklar. Mesela yok katılım payı ödeyecekler, emlak vergisi ödeyecekler buna benzer köyler şimdiye kadar kendilerine konmayan onlarca kalem yüklenmiş olacaklar. Ceplerinden para çıkacak. Bu yasayla beraber merkezi hükümetin denetimine valilerin denetimine bırakılacak bütçe için vatandaşın cebinden kaynak oluşturulacak. Ben bu durumu köylülerimize anlatıyorum. İlçedeki esnaflara, sivil toplum kuruluşlarına, dernek odalarına, derneklere, vakıflara, topluma önderlik yapanlara ve diğer kurumlara anlatıyorum. Bu yasanın doğru bir yasa olmadığını, vatandaşın sırtına yeni yükler getirdiğini anlatıyorum. Yasanın demokrasiyi genişletmediğini, aksine belediye başkanlarının yetkilerini daraltıp, valilerin yetkisinin genişletildiğini ve başbakanın şimdiye kadar kendi elinde olmayan yetkileri de ele alarak bir anlamda da başbakanlık sistemine fiili olarak geçmenin altyapısını kurduğunu anlatıyorum. Tabi bunları anlatırken, seçime daha 1,5 yıl var. Daha biz dolaşacağız, anlatacağız vatandaşlara. Nasıl haklarının yendiğini, ceplerinden nasıl para alındığını, tuzaklar kurulduğunu anlatacağız. Bunları anlatırken asli görevimiz olan milletvekili görevimizi zaten onların sorunlarını, şimdiki zaman dilimi içerisinde gerek parlamento, gerekse komisyonlarda aktararak çözüm yolları bulmaya çalışıyoruz.

Ercan Yılmaz:  Bundan 20-25 gün kadar önce buradan çok önemli bir açıklama yaptınız. CHP'den belediye başkanlığına aday adayı olacağınızı açıkladınız. Adana'ya döndüğünüzde bu açıklamanızın yansımalarını nasıl gördünüz? İnsanların tepkisini nasıl buldunuz?

BEN BU SEÇİMİ KAZANIRIM!

DEVELİ: Adana'dan çok güzel tepkiler aldım. Öncelikle bir şeyin altını çizmek gerekiyor. Sadece Turgay Develi için değil, bütün partilerde ki bütün adaylar için altını çizmek gerekiyor. Belediye başkan adayı ya da seçilecek belediye başkanı Adana'nın belediye başkanı olmak durumdadır. Adana'nın seçmeninin onayladığı Adana'nın hak ve çıkarlarını sağlayacak, onları koruyacak, Adana'nın belediye başkanını seçeceğiz. Ben çok iddialı olarak şunu söylüyorum. Partim A adayını, B adayını tercih edebilir. Başka bir parti başka bir adayı tercih edebilir. Normal koşullarda seçime gideceğiz. Bu şehirde Adanalıların ekonomik durumları, sosyal yaşamları, gelir durumları, kentin bir bütün olarak sanayileşmesi, teknoloji kullanımı, marka değeri, sosyal yaşamı, hükümetin merkezi hükümetten aldığı pay, son 30 yıldan bu yana yönetim biçimi, geldiği noktadan vatandaşlar memnun mu değil mi? AKP hükümeti zamanında Adanalı vatandaş yoksullaştı mı zenginleşti mi? Otuz yıldan bu yana Adana bir dünya şehri oldu mu? Modern, çağdaş, parmakla gösterilen bir şehir oldu mu? Olmadı mı? Adanalılara bunları anlatacağız. Adanalılara projelerimizi anlatacağız. Adanalılara kendi değerlerimiz anlatacağız. Adana'da yatırımın artması için, üretimin artması için, değerinin yükselmesi için ve bunun vatandaşa anlatılması için çağdaş bir belediyeciliğin, yatırıma ve üretime dönük bir belediyeciliğin gereklerini anlatacağız. Ve onlardan bir birey olarak, partimizde bunun için aday olma talebimizi ileteceğiz hem de Adanalıların onayını isteyeceğiz. Bütün bu standartlara baktığımızda zincirin bir halkasına baktığımızda kendimi çok iddialı görüyorum. Ben 30 yıldan beri Adana'yı çok iyi tanıyorum. 30 yıl boyunca siyaset yapıyorum. Sadece siyaseti beş yılda bir çıkıp aday açıklamasıyla aday adayı açıklamasıyla dile getirmiyorum. Kentin bütün değerlerini gündeme taşıyan ve bütün bunlar için mücadele eden siyasetçi olarak, bir gazeteci olarak ben diyorum ki ben bu kenti yönetmeye talibim. Ben bu seçimleri alırım. Aksi halde ne olur, Adana'nın demokratik yapısı belli zaten, siyasi yapısı belli zaten, biz sadece CHP'nin oylarıyla seçimi kazanamıyoruz. Bu görüldü en son 1989 yılında almıştık. 1994 yılında Sayın Selahattin Çolak seçimleri kaybetmişti. Sayın Selahattin Çolak belediye başkanı olarak bir Kürt Mahallesi olan Barbaros Mahallesine gittiğinde linçten zor kurtulmuştu. Şimdi bu şartlar içerisinde Adana'nın demokratik yapısı belli olmuyor. Siyaset çok sertleşmiş, kesimler çok sertleşmiş. Ve CHP'ye oy veren belli bir kesim var. Ve bizim en son belediye başkanlığı seçimlerinde aldığımız oy, çalınan oylarımız hariç 209 bin, son milletvekili seçiminde aldığımız oy 360 bin. Bugünkü standartlar altında bizim AKP'yi, MHP'yi geçmemiz için en az 70 bin oy daha almamız gerekiyor. Ben çok iddialıyım. Diyorum ki ben CHP'li olarak, hem de seçim kazanmamız için dışarıdan almamız gereken oyu alabilecek tek kişiyi biliyorum. Kendimi ortaya koyuyorum. Ben bu seçimi kazanırım diyorum. Tabi ki takdir Adanalıların olacak.

Ramazan Akyürek: Seçim tarihi normal tarihine alındı. Bu durum sizin için avantaj mı dezavantaj mı?

AKP'NİN YOLSUZLUKLARINI HALKA ANLATACAĞIZ

DEVELİ: Benim için ve partim için fark etmiyor. Yarın seçim olsa da bir sene sonra seçim olsa da biz her an seçime hazırız. Benim adaylığım için veya partimin belediye başkanlığını kazanması için seçim tarihinin hiçbir önemi yok. Biz yaşanacak sürece bakacağız. Burada merkezi görevde milletvekili görevinde bulunduğum zamanda AKP'nin yolsuzluklarını, haksızlıklarını, zulmünü, vatandaşa karşı uyguladığı yanlış politikalarını topluma ve Adanalılara anlatmaya çalışacağız. Belediye başkanı olsam da aynı şekilde bunları hem anlatacağız. Hem seçimi almak için hem de bu yanlışlıkları yapmamak için ve daha düzgün işler yapmak için çalışacağız. Seçim ne zaman yapılırsa yapılsın biz sandığa ve seçime hazırız. Yani sadece sandığa ve seçime hazırız derken sadece belediye başkanlığı seçimlerine demiyoruz. Bizim aynı zamanda yasal görevlerimiz var. Örneğin KİT Komisyonunda denetim kurulu üyesiydim. Toplantılarda bizim öne sürdüğümüz, belgelediğimiz yolsuzluklar, haksızlıklar, AKP zihniyetinin yansıtan uygulamalar karşısında AKP'li komisyon milletvekilleri bile seslerini çıkarmadılar, çıkaramadılar. Öylesine açık ve net ki, yanlış uygulamalar var ki, kanun dışı haksız uygulamaları var ki buna karşı AKP'li milletvekili çıkıp hayır siz yanlış söylüyorsunuz, elinizde ki belge bu değil diyemediler. Sayıştay denetçileri çok açık yazmışlar, AKP hükümetinin yönetim kurulu başkanı, genel müdür, haksız gurursuz, şu şu şu uygulamalara neden olmuştur. Yüzlerce milyon liralık hukuksuzluk ve yolsuzluk var. Hepsini araştırdık, çalıştık, KİP Komisyon Üyeleri olarak ve komisyonun huzuruna getirdik. Onları belgeledik ve şimdi genel kuruldaki komisyona AKP'li milletvekillerinin de katkılarıyla kanun çıkarmak için denetim yapmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu şu demek; Örneğin iktidara yakın TV kanalları kablolu Tv'den uydudan ilettikleri yayınları için, aylarca yıllarca TÜRKSAT'a para vermemiş. Bir anlamda iktidarda onlara kendine yandaşlık için hazineden örtülü destek sağlıyor. Hâlbuki siz Akdeniz TV olarak kablolu TV ücretini bir ay vermeseniz ikinci ayda yayınınız kesilir. Niye siz yandaş değilsiniz ya da iktidarın bur ozanı değilsiniz. Türkiye de iktidar kendisine bur ozan yaratmak için hazine kaynaklı şirketlerden o kuruluşlara örtülü ödenek sağlıyor. Örneğin bir örnek daha Türk Telekom satılırken devletin uydu frekansı özel bir şirket olan Avea' ya bırakılmış. Devlet diyor ki, Sayıştay diyor ki, bu kanun ve hukuk dışı. Biz bunu gördük. Bunu komisyona getirdik. Tartışıyoruz, diyoruz ki "Arkadaşım diğer şirketlerde haksız rekabet var, bu devletin uydusu neden özel bir şirkete peş peş çekiliyor. Bu milyon dolarlık bir yolsuzluğa tekabül ediyor. Devletin kaynakları neden başkalarına veriyoruz, devletin kaynaklarında kalsın diyoruz. Sayıştay aynı şeyi söylüyor, denetmenler aynı şeyi söylüyor. Ama AKP hükümeti tam 8 yıldır bu durumu görmezden geliyor. Bizim ortaya çıkardığımız belgelerle ve evraklarla KİT'in ve TÜRKSAT'ın alt komisyonlarında çalışmaları öncelikli olarak ben yaptım. Getirdiğiniz belgelerle artık AKP bu durumu savunamaz hale geldiler ve KİT komisyonu tavsiye kararı olarak TÜRKSAT'taki belgelerin araştırılması yasal statüsünün yasal olarak ortaya çıkarılması ve buna göre bir sonuç alınmasını sağlıyor. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Bizler siyasetçi olarak öncelikli görevimiz Türk milletinin daha muvaffak yaşaması için, gelir kaynaklarını daha verimli kullanılması için ve herkesin sosyal statüsünü sağlayacak şekilde gelirini artırılması çalışmalarına çalışmamız gerekiyor. Amacımız temel görevimiz budur. Bunu başarabilmek için ister milletvekili olarak, kenti yönetmek için belediye başkanı olarak, bir vatandaş olarak, bir gazeteci olarak, biz bu doğruda bu doğrunun etrafında bu hedefte yürümeye devam edeceğiz.

Ramazan Akyürek:  Son olarak Adanalı hemşerilerinize neler söylemek istersiniz?

YOLSUZLUKLARI ORTAYA ÇIKARTTIM

DEVELİ: İster partimize oy versinler, ister vermesinler. Onların her bir oyuna layık olamaya çalışarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gerek komisyonlarla, Tedaş'ın denetiminde bulunuyorum ben, TRT'nin denetiminde bulunuyorum, Türksatın denetiminde bulunuyorum. Buna benzer doksana yakın şirketin bütün hesap ve harcamalarını denetliyoruz. Mesela bir örnek daha vermek istiyorum size, Tedaş'taki alt komisyon çalışmalarımızda Tedaş'ın özelleştirdiği 10 tane elektrik şirketini devlet özelleştirirken bu şirketin yöneticileri hukuksuz olarak 30-40 milyon lira özelleştirilen şirketin kasasında para bırakarak sattıkları şirkete avantaj sağlamışlar. Bunun rakamı 150 milyon lira. Örneğin Konya da Meram şirketi özelleştirilirken üç ay önceden tahsilât ve tahakkuk işlemleri durdurulmuş. Özelleştirilecek şirket belli, ona kaynak sağlamak için 30 milyon lira parayı kasada unutmuşlar. Devletin resmi belgeleri bunu söylüyor. 50 milyon liraya yakında tahsilât ve tahakkukları ertelemişler. O şirket Meramı aldıktan sonra gitsin paraları tahsil etsin. Yani 70-75 milyon liralık bir yolsuzluk var. Ben bütün bunları ortaya çıkardım. Komisyonda tartıştık. Tüm Türkiye'nin gazetelerinde birinci sayfada manşet oldu. Şimdi şunu anlatmak istiyorum, bize verilen partimizin verdiği her görevi yerine getirmeye çalışıyoruz.  Mecliste her komisyon toplantısında her gene kurul toplantısında şehrimizle ilgili Adananın çıkarının sağlanmasına yönelik, değerinin savunulmasına yönelik görevlerimizi yapmaya çalışıyoruz. Bu bir, bir buçuk yıl içerisinde de devam edecek. Her an, her yerde, her zaman onların hak ve hukukunun sağlanması için çalışacağız. Ondan sonra bırakın gerisi Allah kerim.



Haber Tarihi : 23.11.2012         Bu Haber 1265 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter