"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

“Yalnızım” diyor ama aslında milyonların gönlüne taht kurmuş

 

Mavi mavi bakarak yaklaştı usulca bir kraliçe edasıyla. O'nu bekliyorduk. O muhteşem ses tonuyla "Merhaba" dedi. Elini öperken nazikçe gözlerine baktım, titredim. Gözleri çakmak çakmaktı. Ve Akdeniz gibi gözlerinin içine baktıkça derinliklere gittim. Hayranlığım bir kez daha katlandı.

 

Özel röportaj: Sefa Saygıdeğer

 

O, 70'li yılların efsane sanatçısı, tam tamına 3 Altın Plak ödüllü, döneminin en büyük yarışmalarında ülkemizi gururla temsil etmiş Nil Burak'tı.  Adana'da Murat Yıldırım'ın çabalarıyla bir konser planlanmıştı. Menajeri Ulunay Bey ile görüşmemizi de o sağladı. Ve ardından o güzel dakikalar.

Yurt içi ve yurt dışında aralarında dünyaca ünlü Paris Olympia ve Londra The Talk of the Town gibi müzikhollerinin de bulunduğu yerlerde özel orkestralar eşliğinde sayısız konserler veren Nil Burak, Türkiye'yi temsil etmek üzere tüm Avrupa ülkeleri, RusyaTürki CumhuriyetlerÇinArjantinVenezuelaBrezilya ve ABD'de çeşitli konserler vermiş, sayısız ödüller kazanmış, sinemalarda, kabarelerde rol almış, üç altın plak kazanmış, milyonlarını gönlünde taht kurmuş dev bir yıldız. Ve biz o dev yıldızla keyifli dakikalar geçirerek sohbet ettik.

 

İZLEYİCİNİN ENERJİSİ BANA YANSIDI

 Kısa bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Nil Burak, sahne sonrasında Adana seyircisi için, " Adanalıların enerjisi bana da yansıdı. Bizim için konser çok güzeldi, seyirci için de çok güzel olduğunu gördüm. Her şarkıda eşlik ettiler. Seyircinin yüzündeki mutluluğu gördüm ben. Zaten ben Adana'yı çok seviyorum. Yıllar öncesinde çok geldim Adana'ya konserler için. Akdenizliyiz ya hepimiz, seviyorum bu kenti." dedi.

 

KEBAP YEMEDEN OLMAZ

Kenti gezme fırsatı bulan ve alışveriş yapan Ünlü yıldız Nil Burak, yıllar önce geldiği Adana ile şimdiki Adana arasında kıyaslama yaparsanız neler değişmiş sorusuna şöyle yanıt verdi; "Çok gelişmiş. Kocaman bir şehir olmuş. Medeni gördüm. Zaten sizin kebaplarınız yetiyor"

'Adana Kebabı yediniz mi?  Yemeden gitmeyin'  diyecek oldum,  "Yemez miyim. Gelir gelmez Ulunay'a (Menajeri) dedim ki, hemen bana Adana Kebap ve şalgam getirin." Cevabını yapıştırdı.

Sizin döneminizde yapılan işlerle şimdiki işlere baktığımız zaman arada gerçekten büyük fark var.  Siz nasıl bakıyorsunuz?

Her şey bir devir biliyorsunuz. O zaman her şey çok daha titizlikle ve özenle yapılıyordu. Kendi mesleğimle alakalı ifade edeyim; şarkı sözlerine çok önem veriyorduk. İnsanların kendini o şarkıda bulması çok önemli. Kendinden bir şeyler bulmalı o şarkıyı dinleyen herkes. Bu düşünceyle çok çalışıyorduk iyi şeyler üretmek için. Sözleri Cem Karaca'nın biliyorsunuz bestesi benim "Sen de Başını alıp gitme ne olur" derken herkes kendinden bir şeyler bulmuştur bu şarkıda. Bu sözler bu şarkılar çok yoğun çalışmalarla olmuştur.

 

BUGÜNKÜ ŞARKILAR HEP FASTFOOD

Ancak bugün çok FastFood her şey gibi. Hani yaza damgasını vurdu deniyor Ekim ayı geliyor o şarkıyı kimse hatırlamıyor. Ama konser akşamı çok genç arkadaşlar vardı orta yaşta olan izleyicilerimiz vardı, bütün şarkılarımı biliyorlardı bana eşlik ediyorlardı. Ben ilk 45'lik plağımı 1975 sonlarında yaptım. 40 yıl dile kolay ve şarkılarınız hala hafızalarda. Bu aradaki farkı görmeye yetiyor sanırım. Mesela "Issız Adam" filminden sonra ben yaklaşık 13 üniversitede konser verdim. Yaş ortalamasında benim şarkılarım varken henüz doğmamış olan gençler vardı. İnanın bizim devirlerimizde kimin şarkısını söylediysem hepsini biliyorlardı. İnternet çağındayız tabiki bu çok önemli. Bütün şarkıları benimle beraber söylediler.

 

GENÇLERE TAVSİYEM KALICI ŞEYLER YAPIN

Mukayese edersek tabiki biz de birilerinden sonra geldik. Bizden sonra da mutlaka çok iyi sanatçılar da gelecektir, çok iyi sesler de gelecektir ama kalıcı şeyler yapmak çok önemli. Üç günde popüler olabilir. Ünlü sanatçı deniyor neye göre ünlü? Neler yapmış festivallere mi gitmiş ödüller mi kazanmış? Türkiye'yi dışarıda temsil mi etmiş? Kabare şovlar mı filmler mi yapmış? Bunlar çok önemli. Bütün bunlar için geniş bir zaman lazım bunlar için ve en önemlisi emek lazım. Gençlere tavsiyem disiplin çok önemli, her tür müziği dinlemeleri gerekiyor. Her tür müziği dinlerse eğer kendine ait bir şeyler bulacaktır vizyonunu genişletecektir.

Türk pop müziğinin 45'lik plak dönemi, Nil Burak için "Gözünüz Aydın/Yalnızım Ben" 45'liği ile kapanmıştır. 80'li yıllara gelindiğinde artık LP'ler müzik piyasasında hakim olmaya başlamışlardır. Yaşar Güvenir bestesi "Yalnızım Ben", Nil Burak'ın ikinci albümü "Benim Adım Şarkıcı"da da yer almış ve listelerin bir numarasına kadar yükselmiştir.

3 altın plak var. Bunları konuşmadan geçmek olmaz, şimdiki gençler bunları da bilmeli. Altın plaklar kolay kazanılmıyor üç Altın Plak sahibi bir sanatçıyla söyleşi yapmak da ayrı bir onur. 'Altın Plak'lardan bahseder misiniz?

Benim ilk 45'lik plağım "Tatlı Tatlı" diğer tarafı da "Sus" tu biliyorsunuz bu bana bir altın plak kazandırdı. Zaten bu plakla ünlü oldum. "Boşvere Boşvere" ikinci ve üçüncü altın plak ise "Sen de başını alıp gitme" ile geldi. Ama "Yalnızım ben" sadece 'Issız Adam" filmiyle meşhur olmadı. 1979 yılında İrlanda Cavan Müzik Festivali'nde "En iyi yorumcu", "En iyi aranjman" ve İkincilik ödülleri olmak üzere toplam üç ödül birden aldık.

1985 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finali'nde Aysel Gürel'in sözünü yazdığı ve Selmi Andak'ın bestelediği "Güneş Bir Kere Doğdu" ile üçüncü aynı şarkı ile 21 Aralık 1985 tarihinde düzenlenen Palermo Müzik Festivali'nde de Türkiye'ye birincilik getirdiniz.

Evet gurur duyulacak bir başarıydı. İtalya'da da birinci olmuştuk "Güneş Bir Kere Doğdu" parçasıyla.

1982 yılında Şili'de yapılan müzik festivaline Selmi Andak bestesi "Oryantal" ile Türkiye'yi temsil etmiş ve özel ödüllerin sahibi oldunuz, bundan bahseder misiniz? 

Şili festivalinde 120 kişi yarılıyordu altıncı olduk ve 450 milyon kişi izledi o festivali ve bana Türkiye'yi temsilen mi geldiniz demişlerdi orada ve bütün Latin ülkelerinin olduğu böyle büyük bir yarışmada altıncı olmak o dönem hakikatten çok önemliydi

 

YİNE GELECEĞİM

Adana'ya yine geleceğini söyleyen Nil Burak, "Ben Adanalıları çok seviyorum. Aslen Kıbrıslıyım aynı iklimin insanlarıyız. Adanalılar çok sıcakkanlı çok yakın dostlarım var burada ve dobradırlar dobra. Çok hoşuma gidiyor misafirperver olmaları. Beni burada çok güzel ağırladılar. Çok teşekkür ediyorum. İnşallah yine geleceğiz."

 


Haber Tarihi : 28.01.2017         Bu Haber 0 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter