"Çukurova’nın En İyi Gazetesi"

Son Güncelleme 10:35

TARIMDA YOKSULLAŞIYOR MUYUZ ?

Alper Tansel

 

"Kapitalizm, Tarımda Milyarlarca insanı, yoksullaştırıyor mu? " Bu soruyu sormamızın nedeni şu; tarımsal etkinlik, üretimden dağıtıma venihai  tüketiciye varıncaya değin  süreç içinde, kapitalist  üretim sistemiyle doğrudan ilgili. Kapitalizm gelişim aşamalarına ve dünya üzerindeki etkilerine baktığımızda, ister istemez, 'Kapitalizm İflasın Eşiğinde mi?' diye bir soru akla geliyor. Çünkü, kapitalizm ideologları, yaşanmakta olan olumsuzlukları, kapitalist uygulamaların dünya genelinde tam anlamıyla egemen olmayışına bağlıyorlar. Onlara göre;«özellikle çevre ülkelerin içinde bulundukları bunalım, liberal öğretinin gereğini yapmamaktan kaynaklanıyor. Bu nedenle, kapitalizmin uygulayıcısı ABD'nin öncü egemenliği, hem karşı konulmaz, hem de insanlığın ilerlemesi için gerekliliktir. Dolayısıyla «Amerikan Emperyalizmi" yoktur. Bu bağlamda, dünya pazarının ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan işgal edilmesi, özelleştirme politikaları, çevre ülkelerinde devletin küçültülmesi, anılan politikaların bir doğal uzantısıdır ve insanlığın iyiliği içindir." Küreselleştirme politikaları adı altında yeni-liberal politikalarla beyinlere aktarılan bu yaklaşım, bu oldu. Ancak, yukarıda ortaya konulan bu savlar, doğru çıkmadı. Kapitalizmin insanlığa iyilik getirmediği ortaya çıkmış bulunuyor. Kapitalist üretim biçimi ve ilişkileri, salt üçüncü dünya ülkelerini değil, kuzey ülkelerinin emekçi kesimlerini de yoksullaştırmakta ve yabancılaştırmakta.

Nedir bunlar diye baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:

* Sermayenin tekelleşerek büyümesi, gelir dağılımını giderek bozdu. Aşırı zenginlik çok az sayıda kişinin elinde toplandı, ancak bu durum büyük çoğunluğun yoksullaşmasına neden oldu.

* Gelir dağıtımında eşitsizliğin derinleşmesi kuzey ülkeleri ile güney ülkeleri arasında uçurumları oluşturdu. Anılan eşitsizlik merkez ülkelerinde de söz konusu. Bununla birlikte bugünkü durumda merkez ülkelerinin çalışan kesimleri, uluslararası sömürüden az da olsa pay aldıkları için yeterli toplumsal muhalefeti gösteremiyorlar.

* Kapitalizm, sürekli istikrarsızlık yaratıyor. Bu istikrarsızlık, günümüzde salt güney ülkelerinde değil, kuzey ülkelerinde de söz konusu. Avrupa Birliği ülkelerinde yaşanan istikrarsızlıklar bunun örneği değil mi?

* Kapitalizm, insanları yabancılaştırıyor, benmerkezci yapıyor. Örneğin hayatını yaşamak, gününü gün etmek, otoriteye uyumlu olmak, sistemin niteliğini ve sorunlarını tartışmamak, sorgulamamak ya da kaçmak, ilişkilere çıkar açısından bakmak gibi.

* Yabancılaşma süreci, kimi durumlarda yeni arayışları devreye sokuyor. Çözümler, sistemin sorgulanması yerine etnik ya da dinsel yapılanmalarda aranıyor. Sistemi sorgulamayan yapay sorunlar yaratıyor. Kapitalizm, bunları teşvik ediyor.

Kapitalizm tarıma yansıması ise şöyle:

*Kapitalizm, tarımda da milyarlarca insanı topraksızlaştırdı ve yoksullaştırdı.  Çevreyi de yok etti. Bu süreç devam ediyor. Kapitalizmin doymak bilmeyen iştahı, başta ormanlar olmak üzere, tüm verimli arazileri yok ediyor. Maden ocakları, HES'LER, Barajlar vb.gibi.

* İnsanların temel gıda maddelerine erişimini engelliyor.Çünkü kapitalizm, temel gıda maddelerine erişimini bir insanlık hakkı olarak görmüyor. Bu nedenle, dünyada milyarlarca insan açlık sınırında yaşıyor, milyarlarcası da açlıktan ölüyor. Bunun için gerekiyorsa, gıdaları yakıyor, yok ediyor ya da insan beslenmesi yerine hayvan beslenmesinde kullanıyor. Söz gelişi Avrupa Birliği'nde tonlarca tereyağı hayvan beslenmesinde kullanılıyor, süt tankerleriyle tarlalar sulanıyor.

Kapitalizm,çevre ülkelerinde de tarımsal sorunları  katmerleştirerek artırdı.Sisteme bağlı çevre ülkelerinde;

* Tarımsal desteklemeler giderek azaltıldı.Yetersiz desteklemeler ise  aile çiftçiliği temelinde  tarımsal etkinlik yapan  ve çoğunluğu oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmeler yerine endüstriyel tarıma yönlendirildi. Köylülükmülksüzleştirmesürecinesokuldu. İşletmelerin dev kapitalist işletmelere dönüştürülmesi doğrultusunda girişimlere hız verildi.

* Tarımsal girdiler dahil olmak üzere tarım ürünlerinde dışa bağımlılık sıradanlaştı, saman bile ithal edilir  oldu.

* Bu yolla kırsal nüfusun azaltılması da gündeme sokuldu. AB kriterleri uyarınca, tarım ve tarıma dayalı nüfus; %35-40 mertebesinden, %7-8'lere düşürülmeye çalışıldı. Ancak kentlere gelen köylüler,sanayi ve hizmetler sektöründe büyüme hızı yeterli olamadığı için işsiz ve  açlığa mahkûm olacak( tahsil, deneyim gibi yeterli niteliklere sahip değiller) düzeye geldiler. Sadaka ekonomisi ve sadaka kültürü giderek yüzünü göstermeye başladı.

* Tüketicilerin tarım ürünlerine  ödediği bedel ise,çok küçük ölçüde çiftçiye aktarıldı,çünkü gıda piyasası Küresel Alış Veriş Merkezleri'(AVM)in güdümüne sokuldu.

*Kapitalizmin bu acımasız yöntemlerinden,

ülkemizde nasibini aldı.

1990'lara kadar, dünyada kendi kendini besleyen 7 ülkeden biri olan ülkemiz, ne yazık ki bugün ayçiçekten, cevize, saman dan yeme kadar her şeyi ithal eder duruma düşürüldü...

SON SÖZ:'' SÖZ UTANMAZ, YÜZ UTANIR.''

 


Haberin Yazarı   :   Alper Tansel       Eposta Adresi   :  alper.tansel@5ocaknews.com

Yazarın Önceki Yazısı  :   TEZEKTEN DOĞALGAZA 5

Haber Tarihi : 29.01.2017         Bu Haber 0 Kez Okundu.



Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz

REKLAM

Facebook

Twitter